Kayıtlar

Yazı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Rağmen

 Fahri Karakaş'ın bir videosundan aldığım bazı güzel notlar ve düşünceler. Serial inventor olmak Merak yolculuğu, yeni deneyimler Her yıl yeni bir alan aç kendine Kendi rönesansını kendin oluştur Yapay zeka ile nasıl değer üretebiliriz? 3-5 yıl sonraki seni hayal et Tek başına da olur erteleme Öğrenmekten vazgeçme Gerçekten pes etme Kendi robotlarını tasarla Para kazanma ağaçların olsun Senin için çalışan askerler Kendi ekosistemini inşa etmek Öğrenme yolculuklarına çık Çok okumak değil, amaç bookmark'ı bir sonraki sayfaya atabilmek Beynini şaşırt Lineer düşünenler geride kalacak Lineer düşünmenin sonu geldi Memuruslar kaybedenler olacak, yarın o işini kaybedecek Non lineer bir oyunun içindeyiz. Evet uzun vadeli ama bu oyunun içinde olanlar kazanacak

Kendi Rönesansımı İnşa Ediyorum

 Haftanın konusu ne olsun? Artık sanırım her hafta aynı gün makale yazmaya daha çok kararlı bir şekilde devam edeceğim. Yani bu kararı daha önce kaç kez verdim hatırlamıyorum, ancak tekrar ve yeniden böyle bir karar alıp blogumda paylaşmanın iyi olacağını düşünüyorum. Çünkü yazmayı seviyorum, ne kadar çok AI ile birlikte artık üretme dediğimiz şey boyut değiştiriyor olsa da doğrudan bir insan tarafından kaleme alınmış ve üretilmiş bir içeriğin değerinin her zaman önemli olacağını düşünüyorum.  Yazmak çok keyifli ve zihni de bir yönüyle aktif tutan bir eylem. Her hafta "bugün ne yazacağım" diye düşünmekte bir yandan araştırmacı ruhumu canlı tutmaya destek oluyor ve yeni aldığım klavyemi de kullanarak keyifle bir şeyleri durmadan yazabiliyorum. En azından bu şekilde olacağına inanıyorum. Şu an yeni başladığım bir kitap var, AI ile projeler geliştiriyorum ve bir yandan da Vibe Coding ile kod yazıyorum. AI hayatımın adeta bir parçası oldu, hem web'de, hem metinde hem videoda ...

Ait Olma Hissi

       İnstagramda Gülden Arslan'ın bir videosunu gördüm, Okan Bayülgen'in programına konuk olmuş ve "ait olma" hissinden bahsediyordu. Çok hoşuma gitti ve anlamlı bulduğum bu konuşmanın metnini çıkarttım. Gerçekten de ait olma hissi ne kadar güzel değil mi? " Hep yurt dışında yaşayan insanlar hayatlarını çok kalabalık ve çok güzelmiş gibi aktarırlarken aslında o kültür tanımazlığından  ve duygu yoksunluğundan kaynaklanan havada askı gibi yaşamaya devam ediyorlar. Şöyle bir örnek vereceğim, ben 11 sene yaşadım Türkiye'ye döndüm henüz bir sene olmadı. Taşındığımın ertesi günü bakkala gittim eve kahvaltılık bir şeyler almak için ayağımda parmak arası terlikler, apartmandan çıktım merdivenlerden aşağı iniyorum. Ki bu arada parantez içinde söylüyorum, ben dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir şartında yaşayabilecek bir insanım. O gün bakkala giderken ilk defa ömrümde ayak tabanımın yere değdiğini hissettim ve o merdivenlerde oturup ağladım. Çünkü ait olma hi...

Kişisel Ağaç Dikme Hedefim: 1000 Tane Fidan Dikmek İstiyorum

 Birkaç yıldır ağaç dikmeye yönelik içimde inanılmaz bir arzu var, ve bol bol gördüğüm her yere, imkan bulduğum her alana fidan dikmek istiyorum. Dünyaya olan bir borcummuş gibi, sanki bunu yapmalıymışım gibi hissediyorum. Son iki yıldır özellikle dikmeye başladığım fidanlarla birlikte bu hedefimi daha da somutlaştırmaya ve inanmaya başladım. Amacım 1000 adet fidan dikmek, bu dünyaya en azından " şu kadar ağaç diktim " diyebilmek istiyorum. Bunları dikerken ve planlarkende çok fazla acele etmiyorum, şimdiye kadar 25'e yakın fidan diktim ve bu hedefimin çok çok altında. Giresun'da, Mersin'de ve hatta İstanbul'da diktiğim fidanlar oldu. Kendi fidanlarımı da yetiştiriyorum, hazır fidan da alıyorum. Örneğin en son Giresun Paşakonağı Yaylasında uygun gördüğüm ve fidan dikim sahası ilan edilmiş bir alana ellerimle ceviz ağacı diktim. Toprağı kazmak, fidana dokunmak, alanını belirlemek ve can suyu verdikten sonra onu yaşama kök salması için doğada yalnız bırakmak ina...

Yaşadım Demek İçin Ne Yapmalı? - Büşra Sanay | Kitap Yorumu | Kitapta Derinleşmek

Resim
  Son birkaç aydır okumalarımı iyi seviyelere çıkarmayı başardığımı düşünüyorum, aslında bunda storytel uygulamasının da çok katkısı oldu diyebilirim. 2023'e girerken yeni yılla ilgili " bu yıl daha çok okuyacağım ve bunu düzenli bir alışkanlığa dönüştüreceğim " diye bir hedefim de vardı. Ardından bu hedefimi biraz sesli kitap uygulamasıyla hızlandırmaya başladım ve işe gidip gelirken, genellikle de sabahları yaklaşık bir saat kitap dinleyerek onlarca kitap bitirmeyi başardım. Bu bana inanılmaz bir kolaylık sağladı. Ardından yavaş yavaş hem sesli kitabı hem de fiziksel kitapları birlikte okumaya ve sürdürmeye çalıştım. Böylece hem dinliyor hem de okuyordum, kitapları bitirme sürem git gide hızlanmaya başladı. Son olarak da kitapları okumak için artık uygun bir ortam arayışından vazgeçmeye başladım. Kitapları çantama alıyorum, elime alıyorum, bir cep telefonu gibi yanımda taşımaya başlamış oldum ve metrobüste dahi kitap okuyarak yolculuklarımı değerlendiriyordum. Kitap ok...

Yeni Yıla Girmeden Başladığım Kitap ve Kendime Notlar

  İlber Ortaylı 'nın " Bir Ömür Nasıl Yaşanır? " isimli kitabını okumaya başladım. Tam da yeni yıla girmeden ve 2020'nin son saatlerinde. Kitap okuma meselesini uzun süredir aklımda kurcalıyordum, bir ara çok iyi başladığım ve alışkanlık haline getirdiğim "okuma" meselesini tekrar yeni yılın arifesinde gündemime alıp eyleme koyuluyorum. Düzenli olarak okumalıyım, okumalıyız. Bu işin peşini hayatım boyunca bırakmadım ve mücadele etmeye devam edeceğim. Hep kitapları sevdim, hep okumak istedim. Dönem dönem alışkanlık kazandım, dönem dönem sadece kitap satın alıp raflarımı okumadığım kitaplarla doldurdum. Ama kitapları ve okumayı hep sevdim. Neyse çok acıklı bir yere doğru gidiyor bu yazım. Yeni yılla beraber, hatta ondan bir gün öncesinde tekrar " düzenli ", " disiplinli " ve " Israrla " okumalarıma devam etmek istiyorum. Okumadığım zaman hep geriye gittiğimi ya da yerimde saydığımı hissediyorum. Bu nedenle zihnimi, ruhumu hep taze...

İlk Yazım

 Hani ilk yazılar hep bir başlangıçtır ve merak edilir ya. Onun gibi bir şey. İnceden yazmak istedim, küçük, basit ve hızlıca. Bu blogu açmamdaki nedenler ve geç başlamamdaki engeller kafamda şu an. Niye geç başladım mesela buraya yazmaya başlamak için? Gerçekten bilmiyorum, çok üşengeç biriyim, çok. Bunu kabul ediyorum şimdiden. Neyse, niyetim artık burada aktif olarak yazmak. Gerçekten aktif olarak yazmaktan bahsediyorum. Bugün " Başlangıç " filmini tekrar izledim, bloguma başladığım saatlere çok yakın. Bu blog benim için yeni bir rüya katmanı olsun o zaman. Ne dersiniz? Tekrar hoş geldim.