Muazzez İlmiye Çığ - Yaşadım Demek İçin Ne Yapmalı? - Söyleşi Büşra Sanay - Aldığım Bazı Notlar

 s17:

Öncelikle mutlak bir doğru yok. Herkes kendi yolunu kendisi çizecek. İnsan bir işe yaradığını hissettikçe, dünyası da anlamlı hale geliyor, bunu bilerek yola koyulmalıyız. Ben hayatın anlamının, dediğim gibi üretmek ve sevmek olduğunu düşünenlerdenim. M. İlmiye Çığ


s20:

Çocukluk yıllarımız bu konuda oldukça belirleyici. Çünkü yaşamın ilk yıllarında öğrendiklerin, kıymete değer gördüklerin, alışkanlık edindiklerin ve kaçındıkların bugün taşıdığın karakteri var ediyor.


s33:

Yaratıcılık, en çaresiz dönemlerinizde gelir bir şekilde sizi bulur. Geri kalan, insanın kabiliyetleri ölçüsünde hareket etmesi ve biraz üretme cesareti, biraz da hayata katılma tutkusu.


s34:

Gelişmeye cüret edecek kadar cesur değilsen hayatta iz bırakamıyorsun. Sorumluluk almanın da mücadele etmenin de sesini çıkarmanın da esas şartı cesur olmak bana kalırsa. İstiklal Marşımız da bildiğiniz gibi “Korkma” sözleriyle başlar.


Hayatta kendi yolunu bulamayan başkasının yolunda yalpalar, bu kaçınılmaz. En önemlisi şu: Merak etmeliyiz. Ancak neden ve niçin diye soranlar üretmeye başlayabiliyorlar. Bu soruları sormazsak, çaresi yok, ot gibi yaşıyoruz.


s36:

Fransız yazar Montaigne, “Hayatın değeri uzun yaşanmasında değil, iyi yaşanmasındadır” diyor.


s48:

Sümerlerin de bir atasözü var: “Boş vakit geçirdin, neye yaradı?” Zamanı doğru kullanabilmek ve yaşanılanı deneyime dönüştürebilmek insanın kendine yapabileceği en büyük iyilik belki de.


s54:

Kendi hayatına dair bir plan yapabilmek için önce hayattaki dinamiklerin farkında olman ve hayatta durduğun yeri iyi sentezleyebilme güdünü geliştirmen gerekiyor.


Lao Tzu “Geçmişi unutamıyorsan, depresyondasın. Geleceği düşünüyorsan, kaygılısın. Şimdiki zamanı yaşıyorsan, mutlusun…”


s78:

Bir çocuğun başarılı olması en az o çocuk kadar öğretmeninin de inisiyatifindedir. Bu anlamda eğitimin kalitesi kadar, sevgi aktarımının ve çocuğun zihninde oluşacak güvenlilik duygusunun da önemi büyüktür. Eğittiği çocukları kalpten sevemeyen, onlarla sahici bağlar kuramayan öğretmen, imkanı yok, iyi bir eğitimci olamaz.


s83:

Aslında dilimize iç içe geçmiş ve birbirini kapsayan kavramlar, ama açıklayayım. Öğretim okulda olur, eğitim her alanda devam edebilir. Öğretimin esası bilgiye dayalı, eğitimin esası ise bilgiyi yorumlama ve uygulamaya dayalıdır. Ama en önemlisi, öğretim akademinin, eğitim ise toplumun konusudur. Bu anlamda eğitim hayat boyu devam ederken, öğretim ise literatürle son bulur. Eğitimi, öğretimi de kapsayan genel bir süreç olarak ele alabiliriz. Örneğin ailemiz bizi eğitir, ders kitaplarımız ise bize öğretir. Bu anlamda eğitim toplumsal ahlak ile kesişir, öğretim ise daha bireyseldir. Yine bir insanın kıtaları ve okyanusları bilmesi o kişinin öğretiminin bir parçasıyken, örneğin kalabalık içinde yüksek sesle konuşmanın kabalık olduğunu bilmesi, eğitimin bir uzantısıdır.


s85:

Zannediyorum hayatımızı ele geçiren teknolojik aletler bize, “Yarın da yapabilirsin” duygusu veriyor ve rahatladığımızı düşünürken hayatla aramıza mesafe koyuyoruz.


s170:

Eğer sanata karşı bir kabiliyetin varsa ödüller kazanmasan da yaşadığın çevrede herkes senin başka biri olduğunu bilir.


s213:

O tabletler (Sümer tabletleri) şu anda İstanbul Eski Şark Eserleri Müzesi ve Philadelphia Üniversite Müzesi’nde bulunuyor.


s225:

“Ülkemin adaletini kimseye şikayet etmem” (Avrupa İHM’ne başvurmayı düşünür müsünüz? sorusuna cevap olarak)


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir şeyi Hızlı Öğrenmenin Adı: Feynman Technique

Yeni Keşfettiğim Bir Tatlı: Pikolava